Doğumun İlk Üç Yılı

Anne ve çocuk arasındaki bağ

Çocuğun kişilik temellerinin atıldığı dönem, çocuğun ilk üç yılıdır. Bu dönemde çocuk anneye ya güvenle bağlanır ya da kaygıyla bağlanır. Anneye güvenli bağlanan çocuk bu duyguyu ömür boyu hisseder, yaşama da güvenle bağlanır. Anne işe giderken, çocuk kreşe başlarken, yeni beceriler öğrenirken, yeni insanlarla tanışırken, okula başlarken, zorluklar karşısında mücadele ederken içinde hep güven duygusunun desteğini hisseder. Güvenli bağlanan çocuk ruhsal doyuma erişir. İrade sahibi ve duyarlı bir çocuk olur.

Kaygıyla bağlanan çocuk ise sürekli huzursuzdur. Güvenli bir yer ya da kişi olsa bile annesinin yanından hiç ayrılamaz, anneyi işe göndermez, geceleri huzursuz ve inatçıdır, kreşe başlamak onun için neredeyse işkence olur, yeni bir ortama girerken kendini kapatır, yeni insanlarla tanışmak onun için streslidir, tüm başlangıçlar sorunludur, okul ortamı onun için gergin geçer ve yaşam boyu süren kaygı hayatını hep etkiler. Yetişkinlik dönemi ilişkilerinde genellikle terk edilme, bağlanma ve güven sorunu yaşar. Anne baba olunca da bu kaygıyı çocuğuna aktarır.

Annenin bu dönemde sahip olması gereken en önemli hal “sakinlik ve huzur” halidir. Hamilelik döneminde anne olabildiğince yavaş, sakin ve huzurlu olmalıdır. Annenin yaşadığı stres de huzur da bebeğe yansır.

Doğumu takip eden ilk üç yıl boyunca bu sakinlik ve huzur halinin devam etmesi güvenli bağlanma açısından hayatidir.

Güvenli Bağlanma İçin:

  • Annenin sakin ve huzurlu hali için en önemli görev babalara düşer. Baba huzurlu bir bebek istiyorsa önce bebeğin annesiyle sakin, sevgi, ilgi ve şefkat dolu bir iletişimde olması gerekir.
  • Anne emzirirken, bebeği ağlarken, yıkarken, giydirirken, oynarken, uyuturken hep bu sakinlik ve huzurla yaklaşmalıdır.
  • Çocuk ilk iki yılında anneye engelsizce erişebilmelidir. Annesine ne kadar kolay ulaşırsa ikinci yıldan sonra o kadar kolay “ayrılabilir”.
  • Bu dönemde anne gizlice çocuğu -ağlamasın diye- asla terk etmemelidir. O uyurken ya da oyuna dalmışken gideyim dememelidir.
  • İlk üç yıl mümkünse kreşe bırakılmamalıdır. Mecburen bırakılacaksa kendi evinde bebeğin kendini güvende hissettiği birinin yanına bırakılması daha doğrudur.
  • İlk doğumunu yapan anneler genellikle kaygılı olur. Eğer kaygılı yapınız varsa mutlaka doğru uzmanlardan destek alın.
  • Güvenli bir bağlanma süreci için çocuğun iki yasına kadar emzirilmesi oldukça önemlidir. Bu dönemde çocuk emerek sadece açlığını gidermez aynı zamanda duygularını da doyurur. İki yaşana kadar güvenle büyüyen çocuk, rahatlıkla anne sütünü bırakabilir. Sütten kesmek için yapılan göğüslere salça sürmek, saç yapıştırmak çocuğun anneden tiksinmese sebep olur. Sık sık karşılaştığım ve duyduğum bu davranışlar son derece yanlıştır.
  • İki yaşına kadar bebekle aynı odada kalmak çocuğun kendini güvende hissetmesi açısından önemlidir. İki yaşına kadar güvenli bir bebeklik dönemi geçiren çocuk, sonrasında rahatlıkla gece kendi odasında uyuyabilir. Eğer çocuk kaygılı bağlanmışsa, gece oda ayırmaya çalışmak işkenceye dönebilir. Bu dönemi bir uzmandan destek alarak atlatmak oldukça önemlidir.
  • “Yaramazlık yaparsan senin annen olmam!”, “Böyle yaparsan gider Ali’nin annesi olurum!”, “Bıktım senden!”, “Of gitsem de kurtulsam’” “Oraya gidersen kaçırırlar seni.” gibi maalesef annelerden çokça işittiğim bu sözler çocuğun güveni açısından son derce tehlikelidir.
  • Bu dönemde ve ilerleyen yıllarda çocuğa ceza vermek, bağırmak ve fiziksel şiddet uygulamak çocuğun güvenini alt üst eder. Çocuk duyarsız, inatçı, edilgen, yılışık ve söz dinlemez hale gelir. Aslında çocuğuna, bu şekilde davranan annelerin geçmişten gelen sıkıntılar vardır. Geçmişinde sevgisizlik olan, şiddete maruz kalan, sabırsız, bencil olan annelerin bir de bebek yetiştirme döneminde eşi tarafından desteklenmeyince b tür ceza verme ve şiddet eğiliminde oldukları bilinmektedir.
Etiketler: